<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Melissa Kubra Yelkenci</title>
	<atom:link href="http://kubrayelkenci.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Oct 2010 19:11:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='kubrayelkenci.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Melissa Kubra Yelkenci</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://kubrayelkenci.wordpress.com/osd.xml" title="Melissa Kubra Yelkenci" />
	<atom:link rel='hub' href='http://kubrayelkenci.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Özledim Seni İstanbul</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/08/10/ozledim-seni-istanbul/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/08/10/ozledim-seni-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 11:51:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[gurbet]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[Özledim seni İstanbul Hain bir sevgili nasıl özlenirse Öyle özledim… Kendini affettiren mavi gökyüzünü özledim Kalabalık otobüslerinden inince Yüzümü okşayan serin boğaz esintini özledim… Yapış yapış sıcaklarının ardından “Bu sabah yağmur var” dedirten Kısa, tutkulu, coşkulu yağmurlarını özledim… Bazen kızdıran, bazen güldüren, bazen düşündüren Tuhaf ama sıcak insanlarını özledim… Her gün senden vazgeçip Her gün [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=60&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong>Özledim seni İstanbul</strong></p>
<p class="MsoNormal">Hain bir sevgili nasıl özlenirse</p>
<p class="MsoNormal">Öyle özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Kendini affettiren mavi gökyüzünü özledim</p>
<p class="MsoNormal">Kalabalık otobüslerinden inince</p>
<p class="MsoNormal">Yüzümü okşayan serin boğaz esintini özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Yapış yapış sıcaklarının ardından</p>
<p class="MsoNormal">“Bu sabah yağmur var” dedirten</p>
<p class="MsoNormal">Kısa, tutkulu, coşkulu yağmurlarını özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Bazen kızdıran,</p>
<p class="MsoNormal">bazen güldüren,</p>
<p class="MsoNormal">bazen düşündüren</p>
<p class="MsoNormal">Tuhaf ama sıcak insanlarını özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Her gün senden vazgeçip</p>
<p class="MsoNormal">Her gün yeminini bozan</p>
<p class="MsoNormal">Tövbekar aşıklarını özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Kuralsızlığını, karmaşanı</p>
<p class="MsoNormal">sınırsızlığını özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Çarşıda, pazarda “ablacığım” olmayı</p>
<p class="MsoNormal">“Gözünü seveyim” diyerek iş yaptırmayı</p>
<p class="MsoNormal">Özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Cebinde parası olmayan çocuğa</p>
<p class="MsoNormal">“atla delikanlı” diyen şoförlerini özledim…</p>
<p class="MsoNormal">Özledim seni İstanbul</p>
<p class="MsoNormal">Hani bir sevgili nasıl özlenirse</p>
<p class="MsoNormal">Ben de seni öyle özledim…</p>
<p class="MsoNormal">10/08/2008</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/60/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=60&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/08/10/ozledim-seni-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>E ŞIKKI</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/08/10/e-sikki/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/08/10/e-sikki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 11:43:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[depressiom]]></category>
		<category><![CDATA[depression]]></category>
		<category><![CDATA[england]]></category>
		<category><![CDATA[healing]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[motivation]]></category>
		<category><![CDATA[self-esteem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Saat 19:40… Cuma. Haftanın sonu. Zaman benim için geçmiyor. Acaba hiç aklıma gelir miydi; benim için bu kadar güzel anılarla dolu olan bir yere aylar süren heyecanlı bir bekleyişin ardından gelip, geldiğimin ilk haftası bunalıma girmek… Geldiğimden beri neredeyse her gün yağmur yağdı. Çok yorucu bir yolculuk geçirdim. Sanırım daha ilk geldiğim gün birkaç kilo [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=55&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Saat 19:40… Cuma. Haftanın sonu. Zaman benim için geçmiyor. Acaba hiç aklıma gelir miydi; benim için bu kadar güzel anılarla dolu olan bir yere aylar süren heyecanlı bir bekleyişin ardından gelip, geldiğimin ilk haftası bunalıma girmek…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Geldiğimden beri neredeyse her gün yağmur yağdı. Çok yorucu bir yolculuk geçirdim. Sanırım daha ilk geldiğim gün birkaç kilo verdim. Korkunç bir Pazar gününe uyandım. Hani bir yere gidersin de sabah uyandığın odayı yabancılarsın ya… sonra da ahh dersin, hatırlarsın kısa bir süreliğine oraya geldiğini. Ya bu süre belirsizse ve sen hazır olduğunu sanıp aslında hiç de hazır değilsen bu yeni yere? ve kendini hayatında hiç hissetmediğin kadar yalnız hissediyorsan, belki de ilk defa …</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Her baktığın yer sana bambaşka güzel bir şeyi hatırlatıyorsa…<span> </span>Ve bir daha hayata hiç o anıları yaşadığın andaki kadar susamış bakamayacağını anladıysan… <span> </span>artık büyüdüğünü, gerçekten büyüdüğünü anladıysan, ama hangi yöne doğru büyüdüğünü anlamakta zorluk çekiyorsan… sana belki de ilk defa uzun süre kaybedip sonra tekrar kavuştuğun özgürlüğün bile heyecan vermiyorsa… ilk defa ama ilk defa bir yere bağlı olmak, ait olmak istiyorsan… ve beklediğin umutlar da tek bir satırla tarihe karıştıysa…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Hiç böyle hissettin mi? Bildiğin bir yerde kayboldun mu? Mesela aynaya bakarken kayboldun mu hiç? Tam güçlü bir kasırgayla savrulup kendini yeni hayatının tam ortasına atıp adapte edecekken bir anda bıçak gibi kesildiyse rüzgar…<span> </span>“alışamadım havasına suyuna” diyerek geçiştirmeli mi dersin? Hayat da burada güneş gibi bir doğuyor, bir gizleniyor diye mi yorumlarsın? Hangisi daha inandırıcı? Daha koşmadan yorulduysan… Kendini belki de ilk defa güçsüz hissediyorsan. Ve en çok da bunu itiraf edebiliyor olmak seni üzüyorsa. Tüm hayatını adadığın rüyalarını inşa edecek bile gücü kendinde bulamıyorsan…<span> </span>Ne yapmalı? İçindeki ses bile sustuysa… Hangi sese kulak vermeli?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Çok değil birkaç ay önce, yepyeni bir kariyer planı yapabilecek kadar cesur, yepyeni üçüncü bir dil öğrenecek kadar hırslı, yurtdışına yerleşebilirim diyecek kadar kendinden emin olan sen, şimdi yağmura teslim mi olacaksın? <strong>Hangi bulut cesaret edebilir senin düşlerini eritecek yağmurları taşımaya? Hangi rüzgarın haddine seni savurmak?</strong> Bu günlere kolay gelinmedi. Bir insanı inşa etmek bir binayı inşa etmek kadar kolay değil. Düşe kalka, depremlerle, sellerle boğuşarak, yıkıldıkça her defasında ders alıp yeniden kurarak, emek emek var oluyor bir insan. Bu özgürlük kolay elde edilmedi. Kendini özgürlük sandığın düşüncelere mahkum ettiğin günleri ne çabuk unutuyorsun. Şimdi savaşın ortasında kılıcını kınına koyup beklemek niye? Senin ihtiyacın olan senden başka bir şey değil, hiçbir zaman da olmadı. O günlerce sabahlayan kıza ne oldu? Sular seller gibi ezber yapan, otobüs peşinde koşturan, aylarca iş arayan, yemeğinden, uykusundan, süsünden püsünden feragat eden, bir hiç uğruna her şeyini veren kız şimdi her şey uğruna neyini vermekten korkuyor, tir tir titriyor?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;">Ne zaman birine ihtiyacın oldu ki şimdi yalnızlıktan bahsediyorsun? Yaşamak nefes almaksa senin yerine kim alabilir o nefesi, kim suyunu içebilir, kim yemeğini yiyebilir? Kim senin yerine düşünüp, senin yerine hayal kurup senin yerine hareket edebilir ki? Sen sen olmaya, öyle yaşamaya, hem de en üstte yaşamaya, en önde koşmaya, hayatı son damlasına kadar içmeye mecbursun. Sorumlusun dipte bıraktığın her zerreden. Hep kazanmak zorundasın, bir yarışta değilsin çünkü, insan kendiyle yarışamaz bu yüzden de bir şeyi yapmak demek senin için bir şeyi başarmakla aynı anlama geliyor. Senin senden, ama “gerçek sen”den başka bir ihtiyacın yok.<span> </span>Ne zaman oldu ki? Diğer kızlar gibi ne zaman sana iltifatlar eden, kendini iyi hissettiren birilerine ihtiyacın oldu ki, veya ne zaman birinden yardım aldın ki, ne zaman birine bir şey danışıp da bu nasihatı kullandın ki? Şimdi yaşamaya, hem de dolu dolu, doya doya her anını kana kana yaşamaya mecbursun. Sen yaşamaktan değil, hayat seni yaşatmaktan yorulmalı. Çağrıldığın yere koşarak gidecek kadar enerjik, gerekirse saatlerce oturduğun yerde duracak kadar sabırlı, on bin kez de olsa tek bir satırı anlamaya çalışacak kadar ısrarlı, on kere de kaçırsan bir sonraki trene binecek kadar da hırslı olacaksın. Unutma, bu ufku yağmur yemekten çekmiş diyarda senden daha çılgın kimse yok, olamaz da! Unutma önünde seçenek yok, şık yok, hele ki “E şıkkı” hiç yok, olmayacak da!</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/55/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=55&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/08/10/e-sikki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>LA MOME – KALDIRIM SERÇESİ</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/06/15/la-mome-%e2%80%93-kaldirim-sercesi/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/06/15/la-mome-%e2%80%93-kaldirim-sercesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jun 2008 01:01:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[edith piaf]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırım serçesi]]></category>
		<category><![CDATA[la mome]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[LA MOME – KALDIRIM SERÇESİ   Geçen yıldan bu yana hala “Kaldırım Serçesi” filmini izlemediyseniz, hiç vakit kaybetmeden izleyin derim. En iyi kadın oyuncu ve en iyi makyaj Oscar’ına layık görülen La Mome  - Kaldırım Serçesi şarkıcı Edith Piaf’ın biyografisi. Uzun zamandır gözyaşları içinde izlediğim ender filmlerden biri. Film her karesinde öylesine  yoğun duyguları tüm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=53&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="font-size:small;"></span></div>
<p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Calibri;"></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;text-align:center;margin:0 0 10pt;" align="center"><span><strong>LA MOME – KALDIRIM SERÇESİ</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">Geçen yıldan bu yana hala “Kaldırım Serçesi” filmini izlemediyseniz, hiç vakit kaybetmeden izleyin derim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">En iyi kadın oyuncu ve en iyi makyaj Oscar’ına layık görülen La Mome<span>  </span>- Kaldırım Serçesi </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">arkıcı Edith Piaf’ın biyografisi. Uzun zamandır gözya</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">ları içinde izledi</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">im ender filmlerden biri. Film her karesinde öylesine <span> </span>yo</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">un duyguları tüm çıplaklı</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">ıyla izleyiciye yansıtmı</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;"> ki, Edith’in büyüleyici sesi eşliğinde filmin karelerinde onunla birlikte savruldu</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">unuzu hissediyorsunuz. A</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">k acısını ve sanat a</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">kını hiçbir filmde bu kadar canlı hissetmemi</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">, bir büyük </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">ehrin insanları nasıl yuttu</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">unu bir çocu</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">un gözlerinden hiç bu kadar dokunaklı izlememi</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">tim.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">Film için “tek kelimeyle…” <span> </span>diye ba</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">layan bir cümle kurmak çok isterdim ama inanın ne bu büyülü sesi, ne onu canlandıran Marion Cotillard’yı, ne de </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">arkı söyleyerek geçen a</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">k, acı, gözya</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">ı, </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">öhret, tevazu, bunalım ve devamında uyu</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">turucuya teslim olarak sa</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">lıksız biten bir ya</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">am öyküsünü tek kelimeye sı</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">dırmak imkansız !</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">Hep söyledi</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">im bir söz vardır: Birden fazla dünyaya gelme imkanım olsaydı birinde büyük kitlelere hitap eden ünlü bir </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">arkıcı, birinde dil bilim (linguistik) üzerinde uzmanla</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">an bir akademisyen, birinde de </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">ef a</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">çı olmak isterdim. Sonra da aynı espriyle bitiririm sözlerimi “ ama bu hayatımı harcayamam, gazeteci-yazar olaca</span><span style="font-size:14pt;">ğ</span><span style="font-size:14pt;">ım”. <span> </span>Sanırım </span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">arkıcı olsaydım Edith Piaf olurdum. Onun kadar hırslı, güçlü, cesur, özgün, onun kadar a</span><span style="font-size:14pt;">ş</span><span style="font-size:14pt;">ık ve inançlı ve bir o kadar da Paris’li. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">Herkese iyi pazarlar…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">15.06.2008</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:14pt;">(Babalar Günü)</span></p>
<div><span style="font-size:small;"></span></div>
<p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Calibri;"></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;text-align:center;margin:0 0 10pt;" align="center"> </p>
<div></div>
<p></span></span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;text-align:center;margin:0 0 10pt;" align="center"> </p>
<p> </p>
<p></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;text-align:center;margin:0 0 10pt;" align="center"> </p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:normal;text-align:center;margin:0 0 10pt;" align="center"> </p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/53/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=53&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/06/15/la-mome-%e2%80%93-kaldirim-sercesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>PARİS: Bir Başyapıt</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/paris-bir-basyapit/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/paris-bir-basyapit/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 May 2008 20:58:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Champs Elysée]]></category>
		<category><![CDATA[Eyfel]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[La Concorde]]></category>
		<category><![CDATA[Montmarte]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Paris turu]]></category>
		<category><![CDATA[SacreCoer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Not: Bu yazıyı Edith Piaf’ın “Sous le ciel de Paris” ( Paris’in gökyüzünün altında) parçası eşliğinde okumanızı tavsiye ederim. http://kubrayelkenci.blogcu.com/17003441/ Dünyanın belki de en çok ziyaret edilen şehri&#8230; Uğruna şarkılar yazılan, filmler çekilen, romanlar kaleme alınan, romantizmin ve Fransa’nın başkenti Paris, bu ünü gerçekten hak ediyor mu ? Bana sorarsanız EVET! Hem de fazlasıyla&#8230; Paris [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=50&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em></p>
<p>Not: Bu yazıyı Edith Piaf’ın  “Sous le ciel de Paris” ( Paris’in gökyüzünün altında) parçası eşliğinde okumanızı tavsiye ederim.<br />
http://kubrayelkenci.blogcu.com/17003441/  </p>
<p></em></p>
<p><strong>D</strong>ünyanın belki de en çok ziyaret edilen şehri&#8230; Uğruna şarkılar yazılan, filmler çekilen, romanlar kaleme alınan, romantizmin ve Fransa’nın başkenti Paris, bu ünü gerçekten hak ediyor mu ?</p>
<p>Bana sorarsanız EVET! Hem de fazlasıyla&#8230;</p>
<p>Paris hiç bitmeyen bir senfoni gibi&#8230; Yaşayan, nefes alan, koşan, durup dinlenen, özgür ama bir o kadar da bağımlı, tutku dolu, mesafeli ama sizi baştan çıkaran sıcacık bir şehir&#8230; </p>
<p>Mimarisi, sokakları, saatlerce izlemeye doyamayacağınız insan kalabalıkları, yemek kültürü,  cafe’leri, muhteşem metro ağı ile hem büyük şehrin koşturmacasını temsil ederken hem de asırlık binalarıyla tarihin tanıklığını yapıyor. Şehri ikiye bölen Seine nehri ve üzerine uzanmış köprüleri, adacık üzerindeki görkemli Notre Dame Kilisesi, Montmarte ressamlar tepesi, Sacre Coeur kilisesi ve şehrin kalbine bir süngü gibi saplanmış olan Eiffel Kulesi.  Paris’in yegane sembolü olan insan eliyle yapılmış bu görkemli yapı, huzuruna yaklaştıkça insanda garip bir saygı ve hayranlık hissi uyandırıyor.</p>
<p>Bahçeleri, Versailles gibi sarayları, La Concorde, Charles de Gaulle Etoilé gibi meydanları, bakanlık senato binaları, kiliseleri, dünya modasının kalbi Avenue Des Champs Elyseés caddesi, Moulin Rouge, Lido gibi showları, sanat akademileri, Louvre, D’orsay gibi müzeleriyle Paris hiç eskimeyen bir tarih kitabı gibi&#8230; Göz alıcı sayfalarını çevirdikçe sizi içine alan bir kitap. <strong>Siz sokaklarını adımladıkça biraz o oluyorsunuz, o biraz siz&#8230; Şehri terk edene kadar bu etkileşim sürüyor ve ayrıldığınızda bir parçanız orda kalırken Paris ellerinize yüzünüze gözlerinize bulaşmış oluyor.</p>
<p></strong></p>
<p>Paris gibi insan kalabalıklarının da kendilerine has bir çizgileri var. Aynı kıyafeti giyen iki insan görmeniz çok zor. Özellikle olgun kadınların makyajları, saçları, duruşları son derece özgün. Kadınlar dimdik yürüyorlar, başları hep yukarda, çok sade ama şık giyiniyorlar. Bana kalırsa bu halleriyle Fransızlar özgüveni son derece yüksek bir toplum portresi çiziyorlar. Şehrin her köşesi çok çok bakımlı ve temiz demek mümkün değil, ne de olsa büyük bir şehir ancak bir örnek vermek gerekirse; restorasyon yapılan binaların üzerine görüntü kirliliğini engellemek için binanın son halinin aynı boyutlardaki resmi asılıyor. Bu gerçekten çok ince bir düşünce ve Paris’in estetik kaygılarını çok iyi ifade ediyor. </p>
<p><strong>Ya romantizm&#8230;? Paris romantik bir şehir mi ? Aslında yollarında güller saçılmıyor, fonda aşk şarkıları çalmıyor, mum ışıklarıyla aydınlanmış da değil!</strong> Ama romantik şehirden kastedilenin ne olduğunu bir örnekle anlatmak isterim. Bilirsiniz dünyanın her yerinde turistlere ilgiyle ve merakla bakılır. Turist, kısa süreliğine farklı bir kültürden, ülkeden gelmiştir ve bir daha muhtemelen yüzü görülmeyecektir. Bu yönüyle turistler her ülkedeki malum çapkınların ilgi odağıdır. Paris’te de bu durum böyle elbette. Ancak bir fark var; Paris’te erkekler kadınların vücuduna değil gözlerinin içine bakıyorlar&#8230;  Cinsel olarak o kadar doymuş bir toplum ki&#8230; Kim bilir belki artık yüzdeki anlam, belki gözlerdeki kimlik, pırıltı, tutku ile ilgileniyorlar. <strong>En önemlisi de her insanın, her kadının, her aşkın bir adı var Paris’te&#8230; </strong> Bu tutkuyu metro köşelerinde birbirine sımsıkı sarılan aşıkların gözlerinde görmek mümkün. İşte romantizmden kastedilen bu bana kalırsa. Elbette tüm bu romantizmde Fransızca’nın büyüsünün de etkisi çok büyük.  </p>
<p>Paris&#8217;te Seine Nehri üzerinde fonda 6 dilde rehberlik hizmeti olan teknelerle turlayabilir, Haussmann isimli mimar tarafından 19. yüzyılda yeniden düzenlenen geniş ve şık bulvarlarda dolaşabilir, her biri şaheser olan binaları izleyebilir, Eyfel kulesinin tepesine çıkabilirsiniz. Klasik turistik yerlerin ve Galleries La Fayette gibi alışveriş mekanlarının yanı sıra, Jardin du Luxembourg, Bastille, La Defencé, La Muette, Saint Michel ve Sorbonne Üniversitesi gibi yerleri de ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Luxembourg bahçeleri görsel bir şölen gibi tam bir kafa dinleme yeri. Etrafta Zen, Yoga üstatları eşliğinde meditasyon yapan insanlar görmek mümkün. Bastille çok kozmopolit bir bölge, renkli bir yer, sokak operacılarından travestilere bizim Beyoğlu’nu andırıyor. La Muette ise Monet’nin müzesinin de bulunduğu çok sakin bir yer. Daha çok ana okulları, kreşler bu bölgede yer alıyor. Metrodan inip biraz yürüyünce ünlü masalcı La Fontaine’in heykeli karşılıyor sizi. Pazar sabahı yürüyüş yapan aileleri, çocuklarını dolaştıran genç babaları görüp hayran kalabilirsiniz. Saint Michel ise çok duyulmamış markaların ve mağazaların yer aldığı lüks bir semt, koleksiyon giysiler almak istiyorsanız bu bölge biçilmiş kaftan. Son bir şey; Champs Elysée üzerindeki Sephora isimli devasa parfümeriye uğramadan ülkenize dönmeyin. Kadınlar gidince ne demek istediğimi anlayacaklar </p>
<p>Paris gerçekten de hiç bitmeyen bir senfoni, kalıcı bir parfüm gibi&#8230; Siz de bir enstrüman olarak bu senfoniye eşlik ediyor, bu armoninin içine karışıyorsunuz. Bu parfümün alt notalarından biri oluyorsunuz ve ayrıldığınızda uzun süre kokusunu üzerinizde hissediyorsunuz&#8230;</p>
<p>Melissa Kübra Yelkenci<br />
24.05.2008</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/50/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/50/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=50&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/paris-bir-basyapit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kirpi Yavrusunu “Pamuğum” diye Severmiş</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/kirpi-yavrusunu-%e2%80%9cpamugum%e2%80%9d-diye-severmis/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/kirpi-yavrusunu-%e2%80%9cpamugum%e2%80%9d-diye-severmis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 May 2008 20:50:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Bildiğiniz gibi Avrupa’da bir çocuk reşit olunca eline ekmeğini alıp, evden ayrılmanın hesaplarını yapmaya başlar. İster evlensin ister bekar kalsın ailesi sonuna kadar ona bakmak durumunda değildir. Hele ki kredi ile ev sahibi olma, kira öder gibi ev taksiti ödeme sistemi de yaygınlaştığından bu yana, son yıllarda gençler kendi dairelerini de satın almaya başlamışlardır. Batı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=49&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bildiğiniz gibi Avrupa’da bir çocuk reşit olunca eline ekmeğini alıp, evden ayrılmanın hesaplarını yapmaya başlar. İster evlensin ister bekar kalsın ailesi sonuna kadar ona bakmak durumunda değildir. Hele ki kredi ile ev sahibi olma, kira öder gibi ev taksiti ödeme sistemi de yaygınlaştığından bu yana, son yıllarda gençler kendi dairelerini de satın almaya başlamışlardır. Batı toplumunda son derece yaygın olan 18 yaşından sonra evi terk etme ve yalnız yaşama modası Türkiye’de genç kızlarda ne oranda yayılır bilemiyorum ama erkek çocuklarda da şu anda çok büyük oranlarda olmadığını düşünüyorum. Neden mi? Çünkü biz “annesinin kuzusu” bir toplumuz da ondan&#8230;</p>
<p>Kuşkusuz her doğan bebek annesi için büyük bir aşkla sevdiği canından değerli varlığıdır. Ama oğulları anneler için bir başkadır bizim toplumumuzda. Babanın “Erkek adamın erkek evladı olur” misali kendi erkekliğini erkek çocuk sahibi olarak vurgulaması gibi, anne de kadınlığını “erkek çocuk doğurarak” kanıtlar bir ölçüde. Anneler kutsaldır ama, toplumun gözünde erkek anneleri daha bir kutsaldır.</p>
<p>Her anne için oğlu mükemmeldir. Her işin üstesinden gelebilecek bir superman’dir adeta. Anneleri onların tüm hatalarını gözardı eder, affederler. Anneler “aslan oğullarına” o kadar çok sevgi, ilgi ve şefkat verirler ki bu çocuk hayatı boyunca bu ilgi ve sevgiyi arar durur. Her kadından aynı hoşgörüyü bekler. Gözlerini hayata ilk açtıkları andan itibaren onlar adına herşeyi düşünen, yediren, içiren, giydiren, arkalarını toplayan bir kadın vardır. Bu nedenle hayatları boyunca detayları başkalarının düşünmesini ve hayata geçirmesini beklerler, kadınların erkeklere hizmet etmesinin doğal bir şey olduğunu sanır ve bu hizmeti yapacak birilerini ararlar. İşte bu rahatlığı bırakıp evlenmeden önce yalnız yaşamak çok zor gelir Türk erkeklerine&#8230; Bu nedenle 35’ine merdiven dayamış ama hala annesinin yanında yaşayan bir çok erkek görmek mümkündür toplumumuzda. Evlenmek Türk erkeği için tüm bu hizmet yetkisinin annesinden karısına bir nevi “devir teslim töreni”dir. </p>
<p>“Aslan oğlum” edebiyatından gerçek hayata adım atan çocuk aslında savunmasızdır, eleştirilmeye, hatalarının yüzüne vurulmasına, “en iyi” olmamaya alışık değildir. Bu nedenle de ilişkilerinde bocalar. Gerek toplum gerekse ailesi tarafından “erkek olmak” konusunda “erkek dediğin&#8230;” diye başlayan cümlelerle öylesine eğitilmiştir ki o a yaşa kadar, hatalarıyla eksikleriyle kendi sorumluluğunu almak ona zor gelir. </p>
<p>Evet anneler çocuklarını dev aynasında görürler. Kirpinin yavrusunu “pamuğum” diye sevmesi gibi&#8230; Peki ne yapsın kirpi sevmesin mi? Elbette ki sevgi bir çocuğun en önemli ihtiyacıdır. Ancak bu sevgi, çocuğu kendisi hakkında gerçeküstü bir fikre götürmemeli. Onu ileride hayatın yükleyeceği sorumluluklardan uzaklaştırmamalı. Bu sevgi ve ilgi onu bazı bilgi ve becerilerden mahrum da bırakmamalı. Onu bir birey olmak konusunda engellememeli. Yoksa karşılıksız sevgi bir annenin çocuğuna vereceği yeri doldurulmaz en sağlıklı gıdadır. Yeter ki bu sevgiyi faydalı şekilde yönlendirebilelim&#8230;</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/49/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=49&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/kirpi-yavrusunu-%e2%80%9cpamugum%e2%80%9d-diye-severmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bugün Tüm Beyaz Çiçekler Sana Annem&#8230;</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/bugun-tum-beyaz-cicekler-sana-annem/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/bugun-tum-beyaz-cicekler-sana-annem/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 May 2008 20:47:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneler günü]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Başlık sizi yanıltmasın, amacım çiçek piyasasını canlandırmak değil elbette. Bugün anneler günü de değil. Ama bugün henüz anne baba olmamışsanız da annelerinizi anlamanız için bir sayfa daha açmak istedim hayatınızda&#8230; Beyaz bir sayfa. Siz ilk ana rahmine tutunup annenizin kanına-canına ortak olduğunuz andan itibaren bu genç kadının bir parçası oluverirsiniz. Sonraki dokuz ay boyunca her [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=48&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başlık sizi yanıltmasın, amacım çiçek piyasasını canlandırmak değil elbette. Bugün anneler günü de değil. Ama bugün henüz anne baba olmamışsanız da annelerinizi anlamanız için bir sayfa daha açmak istedim hayatınızda&#8230; Beyaz bir sayfa.</p>
<p>Siz ilk ana rahmine tutunup annenizin kanına-canına ortak olduğunuz andan itibaren bu genç kadının bir parçası oluverirsiniz. Sonraki dokuz ay boyunca her kıpırtınızı hisseden annenizin karnında tüm ihtiyaçlarınızı karşılarsınız. Onun enerjisine, gıdasına, sıcaklığına, hayatına ortak olursunuz.<br />
Gün gelip dünyaya gözlerinizi açtığınızda, ilk nefesinizi alıp ilk çığlığınızı attığınızda bu genç kadın yanıbaşınızdadır. Zaten dokuz ay sonunda sizden ayrılmaya hemen alışamaz&#8230; (Doğrusu buna hiçbir zaman da alışamaz) İlk açlığınızı sizle paylaşan, size ilk besini kendi canından akıtan odur. Üşümeyi de ısınmayı da onun yanında öğrenirsiniz. İlk adımlarınızı ona doğru atar, ilk sözcükleri ondan işitirsiniz. Bundan dolayıdır tüm dillerde ilk dile “<strong>ana dil</strong>” adı verilir. </p>
<p>Binbir zorlukla geçen dokuz ayın ve doğumun ardından son derece titiz bir eğitim dönemi başlar. Yardım olmaksızın yaşamına devam etmesi imkansız olan siz, ilk tuvaletinizi onun yanında öğrenirsiniz, banyo keyfini ilk onla yaşarsınız. Düşüp yaralandığınızda acınızı dindiren, şifayı veren o değildir ama ateşiniz yükseldiğinde düşürmek için sabaha kadar başınızda bekleyen odur, korktuğunuzda kanatlarına sığındığınız, sizi temizleyen, saçlarınızı tarayan, tırnaklarınızı kesen, sizi giydiren, bağcıklarınızı bağlayan, dışarda minik ellerinizi sımsıkı tutan annenizdir. Anneniz sizi bir bitki gibi özenle, sevgiyle, şefkatle yetiştirir. Gözlerinden sakınır, en ufak bir zarar gelmesini dahi istemez.</p>
<p>İster cahil olsun, ister bilinçli, ister yoksul ister varlıklı her anne kendi gücü yettiği, aklı erdiğince yavrusunun en iyi şartlarda, en güzel şekilde yetişmesini, kendi sahip olduğu imkanların kat be kat üzerinde bir hayat yaşamasını tüm kalbiyle ister ve bunun için var gücüyle mücadele eder. Çoğunlukla en iyi eğitimi almanızı, en güzel işlerde çalışmanızı, dürüst, ahlaklı, sevecen olmanızı, güzel arkadaşlıklar kurmanızı, topluma ve çevrenize faydalı olmanızı, güzel beraberlikler yaşamanızı, güzel çocuklara sahip olmanızı ister. Sizin başarılarınızla gurur duyar, unutmayın bir başarı kazandığınızda en içten alkışı ondan alırsınız. </p>
<p>Bir anne, yavrusunun hayatı söz konusu olunca kendininkinden vazgeçer. Dediğim gibi o aslında bir türlü ondan ayrı olmanıza alışamaz, ana rahminden çıktığınızdan bu yana tam olarak güvende olduğunuza ikna olmaz, gözünün önünde olmadığınız sürece içi rahat etmez. Biraz gecikince telefona sarılır, sabırla yolunuzu gözler. Derdinize ortak olur, sevincinizi onla paylaşmanızı ister, tıpkı ilk çığlıklarınızı ve gözyaşınızı olduğu gibi her feryadınızı duymak, her üzüntünüzü bilmek ister. Kendi yuvanızı kurduğunuzda dahi kenara çekilmez, çocuklarınıza göz kulak olur, desteğini her an hissedersiniz.</p>
<p>Anneler her ne hata yaparsanız yapın size kapılarını kapamazlar, sabırla bir gün dönmenizi beklerler. Asla gurur yapmazlar, herşeyi ama herşeyi affederler. Anneniz sizi asla terk etmeyecek olan yegane sevgilidir. Bundandır ki “ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” deyişi çok isabetlidir. </p>
<p>Hayatınıza doğru ya da yanlış onlarca insan girer ve çıkar. Arkadaşlar gelir, gider ama tüm bunların sonunda anneniz hep sizinledir. <strong>Sizin tarafınızdadır, tüm dünya size karşı bile olsa, o, yine bomboş tribünlerdeki en ateşli taraftarınızdır.</strong> Her adımınıza tempo tutmaya, kalp atışlarınıza ortak olmaya bıkmadan usanmadan aşkla devam eder. Sizin asla kötülüğünüzü istemez, tehlikeleri sizden önce fark eder, siz uyurken nöbet tutar adeta, “farkında olmadan daldığınız kabuslardan sizi uyandırmaya çalışır.”<br />
<strong>Yeryüzünde hiçbir Allah’ın kulu sizi anneniz kadar sevemez, koruyamaz, iyiliğiniz için savaşamaz!.. Bunu er ya da geç her evlat anlar.<br />
Telefonda geçiştirdiğiniz, bazen çok fazla dırdır ettiğini, hayatınıza çok fazla müdahale ettiğini düşündüğünüz, sürekli aç olup olmadığınızı, üşüyüp üşümediğinizi, güvende ve mutlu olup olmadığınızı bilmek isteyen bu şefkat kahramanlarını bugün kırmayın. Bugün ona sarılıp başınızı omzuna koyun ve hiçkimsenin size öyle sarılamayacağına yeniden tanık olun. Bugün annenize beyaz, bembeyaz çiçekler alın&#8230;.</p>
<p></strong>
<p>11.01.2008<br />
Melissa Kubra Yelkenci  </p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/48/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=48&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2008/05/24/bugun-tum-beyaz-cicekler-sana-annem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>“Bu Senin Şovun!”</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/17/%e2%80%9cbu-senin-sovun%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/17/%e2%80%9cbu-senin-sovun%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jun 2007 12:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/17/%e2%80%9cbu-senin-sovun%e2%80%9d/</guid>
		<description><![CDATA[Bu başlık bir filmin repliğinden alıntı. Evet doğru hatırlıyorsunuz: &#8220;Truman Show&#8221;. Jim Carrey’nin başrolünü oynadığı filmde  Truman büyük bir adada yaşamaktadır. Bir gün yaşadığı hayatın tamamen sahte olduğunu farkeder. Truman doğumundan beri kameralarla izlenmekte ve tüm dünyaya canlı yayınla izletilmektedir. Rating rekorları kıran bu programın çekildiği adada yaşayan herkes, aslında bu TV dizisinin oyuncularıdır. Truman [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=39&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><a href="http://kubrayelkenci.files.wordpress.com/2007/07/truman_show2.jpg" title="truman_show2.jpg"><img src="http://kubrayelkenci.files.wordpress.com/2007/07/truman_show2.thumbnail.jpg?w=450" alt="truman_show2.jpg" /></a>Bu başlık bir filmin repliğinden alıntı. Evet doğru hatırlıyorsunuz: &#8220;<strong>Truman Show&#8221;</strong>. Jim Carrey’nin başrolünü oynadığı filmde <span> </span>Truman büyük bir adada yaşamaktadır. Bir gün yaşadığı hayatın tamamen sahte olduğunu farkeder. Truman doğumundan beri kameralarla izlenmekte ve tüm dünyaya canlı yayınla izletilmektedir. Rating rekorları kıran bu programın çekildiği adada yaşayan herkes, aslında bu TV dizisinin oyuncularıdır. Truman adanın dışında bir hayat olduğunu bilmektedir, ancak adanın dışına hiç çıkmamıştır. Karşısına çıkan her insan onu idare etmektedir. Kimle tanışıp kime aşık olacağı, nerede yaşayıp, ne işle meşgul olacağı önceden planlanmıştır. Herşey onun “iyiliği” için yapılıyormuş gibi ona yansıtılmaktadır. Kendini özgür sanan Truman, aslında “burada yapılmışı var” misali ona hazır sunulmuş tercihleri seçmektedir.</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> <strong>Peki kendini özgür sanan bizler yaşadığımız hayatın sahte olabileceğini hiç düşündük mü? </strong></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Nasıl mı? </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Platon’un “idealar dünyasından” söz etmiyorum. Sözünü ettiğim sahtelik bizim önyargılarımızdan, bize sunulan hazır tanımlardan kaynaklanan türden bir sahtelik.</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bizler karşı olduğumuz ideologların kaçının kitabını alıp okuduk?<span>  </span><br />
Nefret ettiğimiz insanların kaçına tarafsız yaklaştık?<br />
<span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İçimizden kaç kişi, hakkında dedikodu yayılan insanları kendi gözlerimizle suç üstü yakaladık?<br />
Aramızda dağlar kadar fark olduğunu düşündüğümüz insanların, olayların, durumların hangisine “acaba ben yerinde, orada olsam” sorusuyla yaklaştık? Ya da hangisinin bizzat yerinde olduk?<br />
</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Ben ve öteki”, “biz ve diğerleri” diyerek böldüğümüz insanları anlamak için ne yaptık?</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tansiyonun yükseldiği bir diyalogda karşınızdaki için -haydi dürüst olun- kaçınız “belki kötü bir gün geçirmiştir” diye düşünüp alttan aldınız?<br />
</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Gerçekten bağışladığınız kaç kişi var hayatınızda?</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><br />
Bu sorulara verilen olası yanıtlardan çıkardığım sonuç şu ki; 21.asrın insan ilişkilerindeki en büyük problem <strong>empati</strong>dir. Karşımızdakine anlayışla yaklaşmak, bir de onun açısından bakmak, onun da bir gerekçesi olduğunu bilerek ona bir şans tanımak, kısaca empati nedense bu bir solukta okuduğunuz cümle kadar kolay kurulmuyor. Bu nedenle de <strong>insanlar, kendi kafalarında, kendi önyargıları, yanılgıları, kalıplaşmış düşünceleri, tutumlarıyla oluşturdukları dünyalarında, kendi gerçekliklerinin hapishanesinde yaşıyorlar. </strong></span></span></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bir diğer hapishane ise, onlara dayatılan, sunulan gerçekliklerin hapishanesidir ki bu bir tür hücre hapsidir. Truman, hayatının normal akışı sandığı şova devam ederken olağanüstü bir çaba harcamamıştır, oysa sahte dünyalara inandırılan kahramanlar tüm hayatlarını ve enerjilerini bu idealler uğruna harcayabilmektedirler. Örnek vermek gerekirse, tehlikeli tarikatlar bu sahteciliğe verilebilecek en çarpıcı örnektir. “Biz ve diğerleri”, “içerisi ve dışarısı”, “küfür ve mümin” gibi ayrımcılıklarla bir zihin kontrol mekanizması oluşturan bu yapılanmalarda<span>  </span>bu zihin kontrolü bozulmasın diye toplumla araya daha kesin çizgiler çekmek, toplumdan tamamen soyutlanmak için bir yöntemdir. İşte bunun, hayatında hiç uçağa binmemiş olan kahramana, üzerinde uçak kazası resmi altında “uçak yolculuğu çok tehlikelidir” yazan afişi kör gözüne misali sokmaktan ve sonra da karşısına geçip <strong>“Truman bu senin şovun!” </strong>demekten hiçbir farkı yoktur&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><br />
<strong>Melissa Kübra Yelkenci /Haziran 2007</strong></span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/39/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/39/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=39&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/17/%e2%80%9cbu-senin-sovun%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kubrayelkenci.files.wordpress.com/2007/07/truman_show2.thumbnail.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">truman_show2.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Koku:Bir Katilin Hikayesi</title>
		<link>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/14/kokubir-katilin-hikayesi/</link>
		<comments>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/14/kokubir-katilin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jun 2007 21:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dermotmulroney</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/14/kokubir-katilin-hikayesi/</guid>
		<description><![CDATA[Perfume: Story of a Murderer filmi, Patrick Süskind’in tüm dünyada çok satan aynı adlı “Koku” romanından uyarlandı. Aslında çok oldu film gösterimden kalkalı ama izlenmeye değer bir film. Koku alma duyusunun ne kadar büyük bir zevki de insanlara armağan ettiğini hiç bu kadar detaylı düşünmemiştim. Üstelik parfümlerin yapımıyla ilgili de genel kültür sahibi oluyorsunuz. Bence [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=9&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><a title="260841.jpg" href="http://kubrayelkenci.files.wordpress.com/2007/06/260841.jpg"><img src="http://kubrayelkenci.files.wordpress.com/2007/06/260841.thumbnail.jpg?w=450" alt="260841.jpg" /></a>Perfume: Story of a Murderer</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> filmi, Patrick Süskind’in tüm dünyada çok satan aynı adlı “Koku” romanından uyarlandı. Aslında çok oldu film gösterimden kalkalı ama izlenmeye değer bir film. Koku alma duyusunun ne kadar büyük bir zevki de insanlara armağan ettiğini hiç bu kadar detaylı düşünmemiştim. Üstelik parfümlerin yapımıyla ilgili de genel kültür sahibi oluyorsunuz. Bence en süper sahnesi parfüm mucidi rolündeki Dustin Hoffman’ın başroldeki çocuğun yaptığı parfümü koklamasıyla, gözlerini yumduğunda kendini cennette hissetmesi, kokunun onu bambaşka bir aleme taşıması yanına bir hurinin gelerek yanağına öpücük kondurmasıydı. Ve filmin sonunda başroldeki adamın bir damla parfümle nasıl da insanları büyülediği sahne de çok dokunaklıydı&#8230; Bu filmden sonra insanların bir ten kokusu olduğuna iyice inanmaya başladım ve sürekli bir kokuyu kullanmanın önemini fark ettim. </span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/kubrayelkenci.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/kubrayelkenci.wordpress.com/9/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=kubrayelkenci.wordpress.com&amp;blog=1213320&amp;post=9&amp;subd=kubrayelkenci&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kubrayelkenci.wordpress.com/2007/06/14/kokubir-katilin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/72d03c5daad13b487beb4512bf33631b?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dermotmulroney</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://kubrayelkenci.files.wordpress.com/2007/06/260841.thumbnail.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">260841.jpg</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
