* hastalığı geçirmekten ziyade hastayı rahatlatmayı amaçlayan tedavi çeşidi.
Ah şu zaaflarımız olmasa belki de gerçekten “kainatın efendisi” olurduk… “Ama insanı insan yapan da bazı zaafları değil midir” dediğinizi duyar gibiyim. Aşk insana has zaaflardan, hastalıklardan biri. Belki de en güzeli.
Aşkı sadece kadın ile erkek arasındaki çekim alanında sarhoş olmak gibi düşünmeyelim. Sabah uyandığınızda sizi harekete geçiren, içinize sıcacık dolan, iyi ki var dedirten herşey aşkın muhatabı olabilir. İşiniz, hobileriniz, üzerinde çalıştığınız bir proje, gözünüz gibi baktığınız bitkileriniz, emek emek meydana getirdiğiniz sanat eseriniz, yeni giysileriniz, eviniz, eşyalarınız…
Kamera çekimlerinde bazı bayan sanatçılar yüzlerindeki kırışıklıkları örtmek için filtre koydururlar ya işte Aşk da böyle sihirli bir filtre. Tüm hataları örtüyor, eksikleri tamamlıyor, boşlukları dolduruyor.
Aşk insanı bir anda çok kararlı bir hale getirir, hayatınızda herşey hızlanır, kalp atışlarınız dahil. En temel ihtiyaçların bile önüne geçer aşk. Bilgisayar başında sabahlayan insanlar için uykudan daha kıymetlidir, bir dilim ekmekle akşam eden aşık açlığını hissetmez bile, üşümez, yorulmaz. Aşk bir tür doping gibidir.
Aşk insan ruhunun doruğa çıkmasıdır, beden de ruhun elbisesi olduğu için onu da doruğa çıkarır. Hatta bazen beden bu yoğunluğu taşıyamaz, seyreltmek için onu paylaşmak ister. Sözle, yazıyla, çiziyle, dansla, yorularak, bağırarak, çağırarak, hoplayarak zıplayarak ama bir şekilde ifade etmek ister. Bu ifade ediş de aşkın semptomatik tedavisidir. Aşığı bir süreliğine rahatlatır. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi, herkesin kendine has bir tedavi kürü vardır. Benimkisi şimdilik yazmak peki ya sizinkisi?
Melissa Kübra Yelkenci /Haziran 2007