Favorilerim

56-aslan.jpgmuhabbet.jpgblack_arabian.jpgkedi_resimleri.jpgdostum_civ_civ.jpgkittens22.jpg 
Kediler – atlar – kuşlar – civcivler

İlk tanıdığım kedi halamın emektar kedisi Mino’dur. Kendisi Hollanda’lıdır, babanemler Türkiye’ye döndükten sonra yıllarca onlarla yaşamış, rahmetli dedem yağsız kıymalarla onu beslemiştir. Küçükken babanemlerde kuzenim Yelda ile kedi besler sonra onları çaya bırakırdık hangi akla hizmetse (!) Daha sonra bir kamyonun ezmesinden kurtulan gri renkli yeşil gözlü bir yavru kediyi sokakta bulup annemle eve getirmiştik. Felix benim eve getirdiğim ilk dört ayaklı hayvanımdı. Her ne kadar pek elimi süremesem de onu bıraktığımızda evde saatlerce ağlamıştık. İkinci ve son kedi maceram ise annemin doğum gününde 2001’de cami avlusunda bulup, aşılarını yaptırıp eve getirdiğim Minik’tir. Halis sokak kedisi olan Minik dünyanın sevimsiz kedilerinden biridir. Ama benim hayvanlara dokunma korkumu sayesinde yendiğim hayvan odur. Uykusundan uyanıp kapıdan içeri girerken bizi karşılayıp sonra tekrar küt diye uyuyakalmasını unutamam.Annem onu antibiyotiklerle besleyip, iyileştirmiştir. Ancak kedi daha sonra üreme döneminde asabi bir hayvan haline gelince, arkadaşımın bahçesine göz yaşları içinde salmak zorunda kaldık. Onun da arkasından epey yas tuttuk.
Atlarla tanışmam ise evimizin duvarlarını süsleyen at resimli küçük tablolar sayesinde oldu. Koltukların kollarına çıkıp ata biniyor süsü verirdim. Sonrasında Suzan Teyzemin evinin oradaki kişneyen atları hatırlıyorum. Tabi daha sonra binicilik dersleri aldım ama iyi bir at binicisi olamadan bıraktım maalesef.
İlk beslediğim kuş yeşil muhabbet kuşu Canım’dı. Cinsinden midir nedir cümle alemin kuşları Türkçe’yi söktüğü zamanlarda tek kelime etmemiştir. Ama maydonozların içinde yuvarlanır, musluktan akan suda duş alırdı. Kendisi 6 yıl yaşamıştır. Daha sonra yanına sarı bir dişi kuş aldıysak da, daha fazla bakamayıp teyzeme vermiştik. Onlar da kuşları kazayla özgürlüğüne kavuşturmuşlar. Arada birkaç kez evde civciv beslemeyi denesek de ömürleri hep kısa olur ve tavuk olamadan ölürlerdi. Daha sonra yine annemin doğum gününde ağabeyim bir papağan getirmişti eve. Ötmeyen bu tropik hayvan tam bir kazuletti! Kafesine aksesuar takalım derken evin içine uçmuştu ve garibim dolabın arkasına düşmüştü. Makas gibi gagasıyla ağabeyimi ısırmıştı sonra malum geri verip “Aşk Kuşları” adı verilen iki küçük cins papağan aldık. O arada Kuş Gribi salgını başlayınca hayvanları geri verdik ve hayvan besleme maceramız da böylece noktalandı.

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.